YÖNETİM: HOLAKRASİ


Şirketlerin karlılıklarını büyük ölçüde etkileyen faktörlerden biri, hatta en temel olanı elbette yönetim sistemleri. Doğru sistem ile para kazandırmayacak iş neredeyse yok. Burada küçük bir kırılmadan bahsedecek olursak; sistem yönetimi ve insan yönetimi ayrımı.

Sistem yönetiminde amaç; örgütün nasıl hareket edeceğini belirlemek. Birbirinden farklı dinamiklerin uyumunu sağlamak ve süreklilik içerisinde hareket etmelerini sağlamak.

İnsan yönetiminde ise; sistemin çalışması için gereken insan kaynağının hareket tarzlarını belirlemek, negatif olasılıkları öngörmek ve pozitife yönlendirmek. Sistemin yüklediği görev ve sorumlulukların yerine getirilmesi için gereken süreklilik zeminini oluşturmak. Süreklilik için gereken koşulları sağlamak. Örgütün gelişmesini sağlamak.

Tüm bu tanımlarla birlikte göz atmak istediğim asıl konuya, yani başlığımıza dönelim.

HOLAKRASİ (holacracy)

Kavram aslında yeni değil. Kelimenin kökeni Yunanlardan geliyor. Anlamı: Kendi kendini yöneten küçük oluşumların, büyük yapıyı oluşturması. (muhtemelen politik bir kavram) Holarchy kavramının ilk kez 1967 yılında Arthur Koestler’in yazdığı  “Ghost in the Machine” kitabında geçtiği bilgisini de ekleyelim. Yönetim sistemi olarak ise 2007 Yılında, Brian Robertson Tarafından ortaya atılmış. Hatta aynı isimle bir de kitabı var (holacracy). Meraklısına not: Kitap Henüz Türkçe ’ye çevrilmemiş ve İngilizce olarak raflarda. Bunun yanında önemli bir istatistik daha; Şu anda 300 den fazla şirkette uygulanmaya çalışılıyor ve bunların başında da 1500 çalışanı ile Zappos geliyor.

Kavramın yaratıcısı; “Holakrasi tam olarak nedir?” sorusunu, Capital dergisine verdiği röportajda şöyle yanıtlamış.

Holakrasi, bir organizasyonu yönetmenin farklı bir yolu… Normalde bir organizasyonda düzen ve birlikteliğin sağlanması için hiyerarşi aranır ve bunu da yöneticilerin sağlamasını bekleriz. Holakraside ise bunu sağlamak için farklı mekanizmalar var. Yöneticilerin akışı yönettiği bir sistem yerine tüm takım üyelerinin etkileşime geçip kimin ne yapması gerektiğini düşünüp sonuca bağladığı bir yönetişim sisteminden bahsediyoruz. İnsanların ne yapması gerektiğine karar veren yöneticiler yerine nasıl bir özerkliğiniz olacağını belirleyen bir dizi kural var. Bu kurallar çerçevesinde size mantıklı gelen konularda kendi kararlarınızı verebiliyorsunuz. Esasen “holakrasi”, yönetim hiyerarşisini şirket içindeki alternatif denetim mekanizmalarıyla ikame eden bütüncül bir sistem. Röportajın devamı için tıklayın.

Holakrasi, yönetim sistemi olarak her ne kadar ütopik görünse de, yurt dışında uygulanabilirliğini görmek heyecan verici. Zira ülkemizde böyle bir girişimin ne kadar başarılı olabileceği konusunda benim de endişelerim var. Ancak bazı benzerliklere de dikkat çekmek istiyorum.

Vereceğim örnekler, aslında patron şirketi olarak değerlendirdiğimiz, büyüklüğü ne ölçüde olursa olsun bir kişi veya bir aile tarafından yönetilen şirketlerden olacak.

  • Patron şirketlerinde; kağıt üzerinde hiyerarşik bir sistem yazılı olsa bile, uygulamada öyle olmuyor. Herhangi bir orta düzey yönetici, hatta bir çalışan bile üstündeki birkaç yöneticiyi by-pass ederek, son karar otoritesi olan patrona ulaşabiliyor. Sahadaki patron ile masadaki patron ayrımı önemli, bu ayrı bir konu.
  • Holakraside, özerk birimlerin verilen hedefler ölçüsünde başarılı veya başarısız olarak değerlendirilmesi söz konusu. Patron şirketlerinde ise; hedefin gerçekleştirilmesinin altında, çalışanın işverenine olan sadakati ve iş bitirme sorumluluğu yatıyor. Yani birey olarak başarılı olmak. Bütünü besleyen bir başarı elde etmek değil.
  • Holokraside tam bağımsız birey veya birimler yok. Özerk birimler var. Bu noktada birimler arası koordinasyonun ara yöneticiler olmadan tepe yönetim tarafından yapılması öngörülüyor. Patron şirketlerinde de benzer bir durum var. Fakat birimler arasında koordinasyon zayıflığı söz konusu. Burada yaklaşım yine sistemin başarısından uzak, bireysel başarı ve birimler arası rekabete dayalı.

Bu üç örnekte anlatmaya çalıştığım gibi; Holakrasi, sıradışı bir yönetişim biçimi. Kurumsal şirketlerde benzer örnekler bulmak zor. Burada asıl mesele şu; önümüzdeki yıllar içerisinde, Holakrasi uygulayacağız diye, patron şirketi mantığına geri döner miyiz?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s